Hayat Tiyatrosu!

Hayat tiyatrosunun başrol oyuncusuyum, kiramen ve kâtibin meleklerinin kaleme döktüğü amellerimin yazılı olduğu senaryoda. Aciz bir kulun kelamı

Savaşmak!

İçimde günden güne artan, ardı arkası gelmeyen yıkımlar eşliğinde şeytan lanetullahi ile savaşıyorum, işlediğim günahları sorguluyorum isyanlarımın firavunu geçtiği karanlık gecelerde.

Şizofreni!

Bu küçücük oda, yaşamak için tehlikeli bir yer! Oda kirli, fakat yüreğim tertemiz. Her gece ayin yapılıyor bu bedende, asırlar önce lanetlenmiş bir şair kavminin son temsilcisi olarak yıllar önce atıldım şizofreninin uçsuz bucaksız topraklarına. Şizofreni dediğim,

Dilsiz Şair

Dilsiz şairlerin kalemlerinden kâğıda damlayan kan lekesi gibiyim uzun zamandır. İkinci el mutluluklar diyarından satın aldığım birkaç cüzzamlı aşk söylemleriyle hamdu senalar ediyorum, cenazesini çok uzun zaman önce kaldırdığım bir aşkın arkasından çaldığım ölüm konçertosu ile. Kendi

Ölü Gibiyim Resmen!

Çok kötü hissediyorum kendimi son günlerde! Hani düşünsene, cemaati olmayan imam yada eylemsizlik kararı almış örgüt gibiyim. Baharın gelişinden haberi olmayan ve çiçeklerini hep içine açan bir ayva ağacı düşün, saçları içeriye doğru uzayan ve ciğerine ulaşıp

İyiyiz Değil mi?

İyiyiz değil mi? Kim sorarsa sorsun, olmasak da hep iyiyim der geçiştiririz. Ama aslında hiç birimiz iyi değiliz. Yaralıyızdır. En sevdiklerimiz, değer verdiklerimiz tarafından defalarca ihanete uğramışızdır, kandırılmışızdır, aldatılmışız ve sırtından vurulmuşuzdur. Peki, öyleyse neden dilimize dolanan

Ölüyorum!

Hiçbir şey bilmiyorum ve yavaş yavaş ölüyorum bir kızın neşteri acımadan vurduğu bileğimde ki intiharların ruhuma sızmasıyla.

Altın Vuruş!

Yüzünü hatırlamaya çalıştıkça tenim uyuşuyor, ne bir altın vuruş, ne de sesinin tonunu hatırlamaya çalışırken kulaklarımın kanaması dindirebiliyor içimde ki savaş naralarını. Her dokunuşun ayrı bir devrin kapısının aralanması, her gülümseyişin yeni çağa dikey geçiş yapmak gibi

Yıl 2004,henüz 18 yaşındayım (8)

Bu hastanede günlerim sıradan, monoton ve rutin bir şekilde ilerliyor. Sabah iğne, öğlen serum ve akşam iğne ve serum. Gün içlerinde bazen bahçeye çıkartıldığım da zorla bir bardak çay ve bir dal sigara alabiliyordum. Zamanım dolup odama

Yıl 2004,henüz 18 yaşındayım (7)

Tam 4 yıl kaldım Manisa ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde,  45 Gün’ü tek kişilik hücrede geçti! 18 yaşında başladığım masalsı rüya kâbusa dönmüştü artık. Geleceğe dair içimde umudun zerresi bile kalmamıştı. Vücudumda ki dikiş sayısını, serum vermek