Savaş!

Eğer ki; Savaşlarda günahsız çocuklar ve masum insanlar yerine diktatörler, silah üretenler, politikacılar, faşistler, kapitalistler, şerefsizler, yavşaklar ve paranın köpekleri ölseydi, dünyanın her yerinde güneş aynı doğardı.

Acı Deryası!

Ucu bucağı olmayan bir acı deryasına intihar çiçekleri ekmektir aşk!

İmge Okyanusu!

Bizzat çıraklıktan öğrendiğim bu imge okyanusunda şiir avlamak kadar kolay değildi adının geçtiği şiirler yazmak!

Nazi Kampları!

Nazi kamplarında sabun yapılan Musevi aşklarla yıkadım ellerimi her sabah. Ve yine o sabunlarla yıkamak zorunda kaldım her gece ölen düş hücrelerimi!

Zehirli Sarmaşık!

Aşk denilen bu hayat oyununda zavallı bir şizofreni canlandıran figüranım. Dudaklarım mühürlü. Gözlerim hiç ayak basılmamış bir şair kavminin mezar bekçisi. Bir açılsa, ah biri açmaya cesaret etse kocaman gri gözlerimi, tüm şehre sızacak zehirli sarmaşıklar. Özgür

İntihar Şarkısı!

Masamda boş rakı bardağı, küllükte izmaritlerine kadar yanmış sigara topluluğu ve radyoda en su katılmamışından bir intihar şarkısı…  

İntihar Mektubu!

Acı dediğim şey, imzasız bir intihar mektubunun posta kutuma bırakılmış hali…

Morfin gibi Ayrılık!

Damarlarımdan uyuşturucunun şehzadesi olan morfin gibi bir ayrılık dağılırken her bir hücreme, bir cinayet daha işlendi beynimin arka sokaklarında, eli kanlı sevgili müsveddesinin çığlık çığlığa kaçıştığı anda avuçlarıma bıraktığı aşk acısıyla.  

Yetmiyor!

Vazgeçtim demek yetmiyor çoğu zaman! Akan kanı durdurdum diye acı azalmıyor ya da zamana bırakınca yaraların kabukları daha fazla sertleşmiyor ve Mutsuzluğunuza ne kadar yeni elbise alırsanız alın, Mutlu olmuyor…  

Henüz Doğmamış Bebeklerim!

Boğazım parçalandı konuşamamaktan! Yedinci semadan damlayan kanlar yazdı söyleyemediğim her cümleyi yeni doğmuş meleklerin alınlarına. Alnına gırtlağımda düğümlenip bir türlü çıkmayan cümlelerin yazılı olduğu her melek ayrı ayrı lanet okudu son kullanma tarihi geçmiş gözlerimin henüz doğmamış