Azizim!

Platonik sevenler anonim acılar çeker azizim!

Dilsiz Şair!

Dilsiz şairlerin kalemlerinden kâğıda damlayan kan lekesi gibiyim uzun zamandır. İkinci el mutluluklar diyarından satın aldığım birkaç cüzzamlı aşk söylemleriyle hamdu senalar ediyorum, cenazesini çok uzun zaman önce kaldırdığım bir aşkın arkasından çaldığım ölüm konçertosu ile. Kendi

Hayat Tiyatrosu!

Hayat tiyatrosunun başrol oyuncusuyum, kiramen ve kâtibin meleklerinin kaleme döktüğü amellerimin yazılı olduğu senaryoda. Aciz bir kulun kelamı Özgür Kara

Şeytan!

İçimde günden güne artan, ardı arkası gelmeyen yıkımlar eşliğinde şeytan lanetullahi ile savaşıyorum, işlediğim günahları sorguluyorum isyanlarımın firavunu geçtiği karanlık gecelerde. Özgür Kara

Radyasyon!

Bu küçücük oda, yaşamak için tehlikeli bir yer! Oda kirli, fakat yüreğim tertemiz. Her gece ayin yapılıyor bu bedende, asırlar önce lanetlenmiş bir şair kavminin son temsilcisi olarak yıllar önce atıldım şizofreninin uçsuz bucaksız topraklarına. Şizofreni dediğim,

Dört Tarafı Acı Parçası!

Bak şimdi yoksun! Melekler ağıt yakıyor dört tarafı acıyla çevrilmiş kara parça parçasına dönen cesedime. Toprak yerine cehennemler atılıyor üzerime, çocukluğumu kaybettiğim ruhunun mabedinde. Bak, artık bir daha gelmeyecek kadar yoksun! Her okunan sela senin adınla zikrediliyor

Karanlığın Gölgesi!

İçimde ki karanlığın gölgesinden giderken takılıp düştüğüm her kaldırım taşında, ayrı gardiyanla savaşıyorum, dikenli tellerin kaburgalarımı parçalayan çığlıkları eşliğinde. Her düşüşümde tozla beraber ciğerlerime nüfuz eden zehrin, panzehri olan çocukluğumun kan kaybından ölüşüne şahit oluyorum. Damarlarımın içinde

Giyotinde Kestim Bileklerimi!

İlk kez kalemi elime alıp şiir yazmaya başladığım gün aktı kanım. Kocaman bir evde yapayalnız yaşamanın verdiği acıyla, kendi imkânlarım doğrultusunda yaptığım giyotine her gün bir parçamı bağlayıp kesmekle başladım işe. Özgür Kara

Üçüncü Sınıf Figüran!

Çok kötü hissediyorum kendimi son günlerde! Sulandıkça yukarı değil de yer altına doğru çiçek açan bir krizantem gibi çaresizim. Bulutları parçalayıp gökyüzüne düşerken, başka bir damlaya çarparak kaybolan bir yağmur damlasının, gözlerinin önünden geçen film şeridinde ki

Acıdan Gebe Kalmak!

Nefes alış verişlerimde ki o saniyeler içinde birçok defa ölebilme özelliğine sahibim. Mesela en çok içime çektiğim oksijenin, acıyla birleşip gayri meşru intiharlara gebe kalmasına dayanamıyorum. Acıdan gebe kalmanın, avuçlarıma altın tastan sunduğu yıllar önce yasaklanmış dualara